Skip to content

Yan Odadan Gelen Melodi
Üye Oylama: / 12
ZayıfEn iyi 
Pazar, 12 Ekim 2008
…İskelede buzlu badem satıyorlar,  insanların arasında yürürken İstanbul’u  içime çekiyorum, bütün birbirine karışmış kokular, sesler, bu telaş, gökyüzünün maviliği ve batarken insanı hüzünlendiren kızıllığı, gelip geçen vapurların su üstündeki izleri... 
Bazı şeyler unutulmaz,  yanınızdayken bile hatırladığınız biri gibi..

 
“Aşk yan odadan gelen melodiyi birlikte söylemektir, artık melodiyi duymasanız da aynı yerden devam ettiğinizi fark etmektir.”
“Sanki kaybolmuş gölgenize, bir yerlerde rastlamaktır.”
“Onu sevmek için hiç bir neden bulamamaktır. “
“onunla öpüştüğünüzde, salıncakta sallanıyor gibi hissetmektir”
 nerede ne zaman okudum bilmiyorum ama zihnim sevmiş bu aşk tariflerini, beklide hiç kimsenin tarif edemediği ve her insanda farklı reaksiyon veren bu hastalığın  kendime en yakın bulduğum teşhisi olduğu için... J 

Aşık olan birinin onu neden sevdiğini anlatışını gördünüz mü hiç?
Bir sürü cümle kurulur, genelde de başkasına iyi anlatılır, fakat aslında anlatılırken kurulan cümleler çok ta yeterli gelmez anlatana çünki hissettiklerinin yanında hafif kalır. Türlü nedenler aranır ve çoğunlukla bulunur da. Ama birini delice severken hiçbir nedene ihtiyacın yoktur aslında , yerçekimi gibi doğal kendiliğinden…isteseniz de engel olunamayan bir şey.. 

Vapur iskelesinde çayımı yudumlarken arayan dostum neden oldu bütün bunları düşünmeme. Onun sonsuz olduğunu düşündüğüm aşkı..  

 
 Bu şehrin sokaklarında yürümeyi, karşı komşum Fatma teyzeyle pencereden selamlaşmayı, çocukların sokakta oynarken  o neşeli bağırışlarını, annemin sesi gibi yakından gelen sabah ezanını, martı seslerini, uyurken yüzüne bakıp onu kucağıma aldığım ilk günü hatırlatan oğlumu, ben kitap okurken ayaklarımın ucunda durup kafasını sağa doğru eğip inleyerek ilgimi çekmeye çalışan tarçını, bana börek yapınca dünyanın en mutlu insanı olan kayınvalidemi, bir ay önce almayı düşündüğüm ekmek kesme tahtasını unutmayıp alan sevgili eşimi, bana hayatın ne olursa olsun benzersiz bir mutluluk olduğunu anlatan bütün bu görüntüler…  

İnsanın neler yaşadığından daha önemli olan ne hissettiğidir. Hatırlananlarda aslında hep hissettiklerimizdir.
 Hep güzel duygularda olmuyor hatırlananlar tabi. Yaşam koçu olan yakın dostum olumsuz duygulara beyni teflonlamadan bahsetti önceki gün bana. Bildiğimiz teflon tencere gibi yapabiliyormuşuz beynimizi. Ne güzel bir yöntem düşünsenize olumsuz hiçbir duygunun beynimizi kirletmeden akıp gitmesi boşluğa.. ondan biraz daha bilgi almalıyım bu konuda, çünki bende olumlu olumsuz her şeyi biriktirenlerdenim maalesef.. J

İnsan, hayatını hızla gösterilen bir film şeridi gibi yaşarken, bilinmez bir zaman diliminde karşısına çıkan rastlantıların içinde kendini en çok mutlu eden anıları bulduğunda geriye kalan tüm görüntüleri boşverse de, … olmuyor işte.
Bazılarımız özellikle olumsuzlukları hatırlamakta diretiyor.

Hatırlamaktan, anılardan bahsediyorum tabi ki boşuna değil..Hatıralar biriktirecek kadar oldu evleneli. Hayatımı değiştiren en önemli iki olayın Ekim de yaşanmış olması bu aya olan bağımı arttırıyor. Oğlumun doğumu ve evliliğim. Evlilik yıldönümüm şu günlerde..Her geçen yıl biraz daha derin düşünüyor insan, herhalde geçen yılların izini taze tutabilmek için, tabii hatırlamaya değiyorsa..

Hiçbir duygu ilk günlerdeki kalmıyor her nedense, bir odada oturan bir grup duygu  düşünün, her duyguyu bir insan sülieti gibi hayal edin mesela, sırası gelen yavaşça kalkıp yerini diğer gelen duygunun yerine bırakıyor usulca belki nasihatlerde veriyor kurgu buya..
Aşk şefkate bırakıyor yerini, kıskançlık güvene, kavga uzlaşmaya. Duygulardan birinin hiç yerini değiştirmemesi gerekiyor o da Saygı. Saygı hep yerli yerinde oturursa hangi duygu yer değiştirirse değiştirsin fark etmiyor çünki. 

Yalnızca böyle olması gerektiği için mi yada  başkaları üzülmesin diye mi? Bütün evlilikler mutlu ya da mutsuz sürüp gitmek zorunda olduğu için mi? Yıkılan şeylerin yerine yenilerini kurmaktan korktuğumuz ve günün birinde pişmanlık duyacağımızı sandığımız için mi? Hayatla tek başına başedemeyeceğimizi düşündüğümüzden mi yoksa.. 
 

Sizi bilmem benim cevabım hayır,,!
 

Onunla öpüştüğümde bir salıncakta sallanıyormuş gibi hissetmiyorum artık belki ama bir bankta omuz omuza oturuyorum elele, yan odadan farklı melodiler söylesek de birbirimizin melodisine eşlik ediyoruz aynı anda, kendi melodimizi bırakıp.
 

Safiye Ünlü
 
< Önceki   Sonraki >

Danışmanlarımız

Esra Bulutlar
Yukarıya