Skip to content

Farkı farketmek
Ne kıymetlidir, içinden çıkamadığınız düşüncelerinizin bir netlik kazanması ve alınan kararlar. Kazanmak ve kaybetmek arasında gidip gelirken, aslında kazandığınızı bilmek, kaybetmek duygusuna inat. Ne istediğini bilmek ve bunu doğru aktarabilmek, karşınızdakine.  Bütün sıkıntılarınızı ıssız bir adada, kumsala  bırakmak ardınıza bakmadan…


 

Aslında istediğinizle, yaşadıklarınız arasındaki farkı bilerek yaşamak ve bu karmaşanın içinde kaybolduğunuzu hissetmekte güç bir durum. İstedikleriyle yaşadıkları arasındaki farkı keşfetmiş  bir dostumun mektubunu paylaşmak istiyorum sizlerle. İçinize ışık tutacağını düşündüğüm mektubunu sizlerle paylaşmama izin verdiği için teşekkür ediyorum kendisine..
Safiye Ünlü  

“Yeterli değil” diyen geçmişte ve “Henüz değil” diyen gelecekte çok uzun süre yaşadım. Daha önce aşık oldum ama genellikle bir imgeye ya da kafamda yarattığım fantastik bir eşe. Artık “AN”da yaşamak ve gerçek sevgiyi bulup sürdürmek istiyorum. 
 

Aşk gerçek fakat geçicidir. Bir aşk yaşarken söylenenler yalan değildir ama bir yanılsamadır. Çünkü insan adrenalin düzeyi yüzünden olağan karakterinin dışına çıkmıştır. Şenlik sona erdiğinde ise esas kişiliğine döner ve genelde bu noktada hayal kırıklıkları başlar. Gözümüzün kör olduğu anlarda gördüğümüz kişiyi aramaya başlar ama onu bir türlü bulamayız. Aşık olduğunda kontrol kaybedilir, duyguların esiri olunur, bir bakıma aptallaşılır. Aşık olmak çok yoğun ruhsal bir hal olduğu için sonucunda acı duymak da olağan olur. Aşk ve sevgiyi bir şeye benzetiyorum. Tıpkı sahte kablonun elektriğinin şoka sebep olması; gerçek kablodan geçen elektriğin ise sabit akım olması gibi, şok (aşk) insanı tüketir, sabit akımsa (sevgi) içimizden akmaya devam eder. Ben artık tükenmek istemiyorum.
 

Sevgi, bilinçli bir bağdır bence, büyüleyici bir trans hali değil. Sağlıklı ilişkilerde dayanışma, sağlıksız ilişkilerdeyse bağımlılık ve baskı olduğunu düşünürüm. Benim “iyi ilişki” tanımımda ise şunlar yer alıyor: ilgili, kabullenici, takdir edici, şefkatli, hoşgörülü, güven içeren, yaratıcılığa izin veren, her iki tarafa da yer açan, korku ve kaygılardan uzak, duygulara ve ifade edilmelerine önem veren, empatiye dayalı ve yeniliklere açık. Elbette ben bunların hepsini yapıyorum diyemem. Ama en azından şunu biliyorum ki, bunların farkındayım ve her yeni günde daha fazlasını yapar hale gelmeye çalışıyorum.
 

Sorumluluk sahibi bir yetişkin olarak artık ne aradığımı bildiğimi düşünüyorum. Artık ego rekabetine harcayacak enerjim yok. İçimdeki istikrarı sağlayacak ve zenginleştirecek bir düzen ve huzur arıyorum. Haklı olmak değil mutlu olmak istiyorum. Sevmeyi ve sevilmeyi çok istiyorum. Gerçekten sevdiğimde karşımdakine saygı duyar, beni tatmin etmediği zamanlarda da severim. Sevgim, karşımdaki bir şey veremediği zamanlarda bile ayakta kalır. Ancak sen her yönüyle mükemmel özelliklerde birini arıyorsan beni istemeyebilirsin. Çünkü eminim benim de yanlışlarım oluyordur. Geçmişte doğruyu yaptığıma dair bir kanıt da yok. Sen de beni ancak olduğum gibi sevebilirsin. Bu sevgiye tek koşul koyabilirsin o da sevginin karşılığını almak. 
 

Nasıl sevilmek istediğini duymak ve seni, sevilmek istediğin gibi sevmek isterim. Her zaman göremeyebileceğim için, canın yandığında söylemeni isterim. Gücendirdiğimi anladığımda telafi etmeye çalışırım. Canını yaksam da asla arkasında kötü niyet yoktur, sadece gözden kaçırmışımdır, çünkü korkmuş egom devreye girmiştir. Bu gibi durumlarda, dışardan yetişkin görünen ‘bana’ saygını yitirmeden, içimdeki korkmuş çocuğu saracak kolların ve sevginin seni bulmaya çalıştığına inanan bir kalbin olmalı. 
 

Kendini kötü şeylerden, üzüntü, öfke ve hayal kırıklığından korumak için kontrolü elinden bırakmak istemiyor olabilirsin. Şu anda senden kontrolü tamamen bırakman gibi bir beklentim de yok zaten. Çünkü geçmişteki yakınlıklarımız sonucunda yaşadığımız travmaların bizi bu duruma getirdiğini çok iyi biliyorum. Ayrıca sevgi, talep ve beklentilerden de uzak olmalı. Şu anda kontrolü elimizden tamamen bırakmak her ikimize de ürkütücü geliyor olabilir. Hatta yakınlık ikimize de istismar ve terk edilmeyi hatırlatıyor olabilir. Ancak şunu da hatırlamamız gerekir ki, yara bizi öldürmez, kendimizi iyileştirme güçlerimizi harekete geçirir. Bence önemli olan onu “geride bırakmak” ya da tamamen unutmak değil, uyandırdığı kuvvetten yararlanmaktır. Adanmışlığımızın karşılığında yaşadığımız hayal kırıklığını kabul etmeli, yasını tutmalı ve sonuç olarak bu durumdan bir şeyler öğrenerek çıkmalıyız diye düşünüyorum. Hayatımızın geri kalanında yeniden üzülmemek için etrafımızı çevirdiğimiz kalkanlarla yaşayabilir miyiz?
 

Tüm bu söylediklerim ışığında bu ilişkiye vereceğim zamanı bir kayıp olarak görmüyorum. Tabi bu arada ikimizden biri bu ilişkinin yürümeyeceğine kesin kanaat getirirse de yapacak bir şey yoktur. Birbirimizi üzmeden ve yıpratmadan dostça ayırırız yollarımızı. Ben şimdilik denemeye değer görüyorum.
 

Sevgimle,
 
< Önceki   Sonraki >
Yukarıya