Skip to content

İnsanlara dokunmak
Üye Oylama: / 2
ZayıfEn iyi 
Pazartesi, 28 Nisan 2008

Notere işi düşenler bilir. Çoğu eski tip büro mobilyaları ile döşeli kasvetli yerlerdir. Belki de ben eski köklü bir semte oturduğumdan benim bölgemde noterler böyle kalmış olabilir.  

Sample ImageBana noter dendiğinde hep sıkıcı resmi ve kasvetli bir yer gözlerimde canlanır. Belki sizin noterleriniz son moda döşenmiş olabilir. Bazen düşünüyorum. Acaba içinde yaşanılan ortam insanların enerjisinde motivasyonun da etkilimidir?  


Sabahları uyandığımda karışmış saçlarım, makyajımı silmeyi genellikle unuttuğumdan akan boyalarımla ne kadar bakımsız görünsem de banyoda kendimi görüp gülümsemeyi bilenlerdenim. Ben her halimle benim. Ben her halimle güzelim diyenlerdenim. Güzel bir günün sabahında erkenden noterdeyim. Her zaman ki neşem, enerjim, pozitifliğim üzerimde..ne sevimliyim ben yaa.

 
Noterin kapısından içeri şarkı söyler edasıyla giriyorum. Kocaman gülümseyen bir günaydınnnnnn.  İçerisi insanlarla dolu. Herkes bana garip garip bakıyor. Kimsede tık yok. Sanki kötü bir şey söylemişim. Sanki onlarla dalga geçer gibi davranmışım. Kimse günaydınıma tepki vermiyor. Biran kendimden şüphe duyuyorum. Bunca güzel insan neden bir günaydına cevap veremiyor? Bunca iyi yürekli insanı bu kadar somurtkan ve duyarsız yapabilen güç ne? Bende onlar gibi mi olmalıyım? Doğru davranış bu mudur? Gülmeden, ciddiyetini koruyarak, sert tepkilerle, sıkılarak sıramı mı beklemek doğru olan? Hayat sadece işlerden, koşuşturmaktan, görevlerden mi ibaret? Nerede içimizi ısıtan gülümsemelerimiz? Nerede bir günaydının yüreklere kattığı sevgi?  Bu insanlara dokunmak gerekiyor..  

Önce kapı yanında duran bayana günaydınımı tekrarlıyor ve işlemlerimi nasıl yaparım diye soruyorum. Sert bir eda ile eliyle başka bir bayan memuru işaret ediyor. İşaret edilen bayan memurun yanına gidiyorum. Ona da içten bir günaydın. Ve ardından “Ne güzel bir gün değil mi?”diyorum. Bayan memur bana bakıyor. Sadece buyurun diyor. İstediğim işlemleri söylüyorum. Başlıyor. İşlemlerimi yapmaya. O kadar hoş bir saç rengi var ki… Tam istediğim kızıl. Ben  çıkan beyazlarıma rağmen bu senede değil seneye boyayacağım diye erteleyenlerden olduğumdan, hiç bilmem saç boyası markalarını. Amacım saçımı boyatmak değil..sadece bayana ne kadar güzel saçları olduğunu belli etmek. Başlıyorum inceden muhabbete “Saçlarınız çok güzel bende bu renkten istiyorum” bana renk numarasını veriyor. Muhabbet koyulaşıyor. Daha önceki saç şeklini ve rengini bile anlatıyor. Bayan memur daha enerjik yapıyor işlerini… Bıkkınlığın yerine saçlarını savurarak fotokopi çekmeye gidiyor. Ben o sırada yandaki yaşlı amcayla muhabbete başlıyorum. Evini satacakmış hayırlı bir iş için. Onu dinliyorum. Yanı başımızda bir beyefendi çok istediği arabayı almış. Arabasının özelliklerini soruyorum. Nasıl keyifle anlatıyor. Yüzünde inanılmaz bir mutluluk. Bir anda herkes birbirine hayırlı olsun dileklerinde bulunuyor. Gülümsemelerimiz ve sohbetlerimiz bir virüs gibi dağılıyor. Noter artık sıkıcı değil!. Yan sıradakiler bile bizden aldıkları enerji ile aralarında konuşmaya başlıyor. Domino taşlarına dokununca nasıl oluyorsa aynen öle…
 

Ücretimi ödemeye gittiğimde kapıdaki konuşmayan bayan arka arkaya hızla damgalar basıyor. Ona da laf atıyorum. “ne kadar hızlısınız işiniz de profesyonel olduğunuz belli” gülümsüyor. Senelerini verdiğini söylüyor. Son olarak sayın noter e imzasının hoşluğundan bahsediyorum. Farkında bile olmadığını söylüyor. (içten içe gururluJ)
 Ve ben yarım saat önce girdiğim can sıkıcı ortamdan, sevgi ve güzel dileklerle uğurlanıyorum. Memurların yüzü gülüyor, müşterilerin yüzü gülüyor. Herkes birbiri ile sohbette..işler zevkle yapılıyor.  Neydi değişen? İş sadece insanlara dokunmasını bilmekte… 

İnsanlara dokunmasını çok seviyorum. İnsanlara ne kadar özel olduklarını, hoş ve güzel yanları olduklarını, başarılı yanlarını gördüğümü, işlerini ustalıkla yapanlara ufacık bir takdiri esirgemeden onlara dokunuyorum. Kendilerini sıradan gören insanlar la olmak istemiyorum. Her insan özeldir. Her insan tektir. Her insan bir işi diğerinden ustalıkla yapar.

Her insan değer verildiğini hissetmek ister.
 Işıklarda camımı silmeye gelen kıza para yerine öpücük bazen de küçük gofretler vermeyi seçiyorum. Bir dahaki sefere beni hatırlıyor. Nasılsın bugün dediğimde “işler kesat be abla” diyor. Ona yaptığının iş olmadığını tatlı dille anlatıyorum. “Nasıl yaşamak istiyorsun” diye soruyorum. Senin gibi diyor. “O halde ne yapman gerek” diyorum. Gülüyor haftaya iş bakacağım abla diyor. Yarın yine yolum düştüğünde bakacağım orada mı?  Orda  yoksa dokunmuşum birine daha.. Yok, eğer hala ordaysa konuşmaya devam…
 
Bakkalın hanımı ile muhabbet edip onunla kitaplarımı paylaşmayı seviyorum. Kapı görevlimizin özel hayatının düzelmesi için ona destek veriyorum.  Hiç tanımadığım yaşlı insanları duraktan arabama alıp yolumun üstü olan yere bırakıyorum. İnsanlara dokununca… Anlatımı zor bir gülümseme kaplıyor yüzümü.
 

Biliyorum farkında bile değilsinizdir… Kim bilir siz kaç insana dokundunuz şimdiye kadar?   Ufacık bir davranışınız kim bilir insanlara ne güzel hissettirmiştir kendilerini…
Hatırladınız değil mi? Gülümsüyorsanız eğer sizde insanlara dokunanlardansınız demektir!..   
 

Sevgiyle kalın
Nihal yükçü
Yaşam ve ilişkiler Koçu
 
< Önceki   Sonraki >
Yukarıya