Skip to content

Babam gülümsemen harikaydı
Üye Oylama: / 4
ZayıfEn iyi 
Cuma, 08 Ağustos 2008
Ellerimle kalbine dokundum. Nabzına baktım atıyor. Yengem “yok” dedi “o atan senin kendi nabzın”. İnanmak gelmedi içimden ayna istedim. Nefesini kontrol ettim. Yok hiçbir iz yok!.Tansiyon aletini taktım nabız yok!.. Ambulans hiç ortalarda yok. Öldüğünü anladım ama nasıl söylerim anneme ablama..sakin olun demekten başka bir şey çıkmıyor dudaklarımdan salak gibi olmuşum. İçim katılıyor ama ağlayamıyorum.  Öldü babam biliyorum!.. Ama kendime bile itiraf edemiyorum. Belki bir ümit gelenler hayata döndürür babamı. Ben nasıl söylerim anneme 56 yıllık hayat arkadaşın artık yok diye. Sonrası bir film gibi hızlandırılmış şekilde yaşandı. Çığlıklar, ağlamalar barışmalar…. Hep kendime sakin olmalıyım. Güçlü olmalıyım telkinleri verdim. Babamı yolcularken yüzünü açtım ve koklayarak öperek gönderdim onu yeni başlangıcına.. ölüm benim için bitiş değil!. Yeni bir başlangıç!.. bilinmeyene bir yolculuk..nice babalar öldü nice anneler nice kardeşler ve çocuklar.. Kim geride kalıpta hayatını sürdürmekten vazgeçti? En büyük acı evlat acısı derler buna bile katlanılıyorsa başka söze gerek yok!.. Bugün 8.gün!..

Hiç bir şey anlamadım ben daha!... Babam gideli 8 gün olmuş. Zaman ne hızlı akıyor.
 Ben artık babamı yüzündeki o güzel huzur gülüşü ile hatırlayacağım. Ve acıları değil hep babamın ne muhteşem bir insan olduğunu bilerek gururlanacağım.

Babam 47 yıl bilfiil çalışmış hep çalışmış bir beyefendi… Taksiciler kralı benim babam. Şimdiki taksicilere benzemeyen haza İstanbul beyefendisi. Babamın mesleği ile hep gurur duydum. Altı yedi yaşlarında beni Dodge arabasıyla akaretlerden şişliye dolmuş yaparken muavin olarak yanına alırdı. Ben müşterilerin kucaklarında para toplar ne çok mutlu olurdum. Akşama buruşuk paraları düzenler içinden acaba bana da verecek mi diye beklerdim.

17 yaşında ilk taksinin direksiyonuna oturduğumda insanlar “ aaaa kız taksici” diye şok olurlardı. Bana söz vermişti ehliyet alınca murat 124 alacaktı. Alamadan evden ayrıldım. Kocan alsın demişti bana sonrasında
J  

Babam tutumlu aynı zamanda da inanılmaz komik bir insandı. Ağabeyim, ablam, ben, yengem bir araya geldiğimizde eğlencenin adresi babamın maceraları olurdu. 
 

Bir kurban bayramı koyunu alıp fazla para ödememek için kurbanı taksinin bagajında mahalleye getirdiler. Ancak kurban çoktan kurban olmuş nalları havaya dikmişti. Babam canla başka ölen koyunu hayata döndürmek için bir insana daha uygulanmayan tüm metotları bağıra çağıra uyguluyordu gözlerimizin önünde… Önce ağabeyime “koş su getir” dedi.  Arkasından gariban koyunu sırt üstü yatırıp suni teneffüs uygulamaya başladı. Bir baktım arkasından kalp masajına geçmiş. Oda yetmedi bebeklere yapılan kolları ve ayakları açıp kapama hareketlerine başladı. Aslında koyun çoktan ölmüştü havasızlıktan. Ağabeyim “ah be baba keşke kamyonla getirseydik” diye hayıflanırken babam hala su ile ayılmaya çalışıyor  “bayıldı oğlum ayılacak” diye umutla koyuna tüm müdahaleleri uyguluyordu. O an hiç gözlerimden gitmiyor. Biz camda gülme krizlerindeyiz ama babam inanılmaz üzgün. Gitti koyun. Gitti paralar
JYeniden alması gerek şimdi.  Ölen koyunu ağabeyimle gömüp yeni koyun almaya gittiler.

Bu sefer babam akıllanmıştı. Hem de ne akıllanma arabanın arka koltuğuna ağabeyimi oturtmuş muhteşem koçu bu sefer kaybetmesin diye ön koltuğa… Ha birde kemer takmış sayın koça cama tos atmasın diye… Garibanım son yolculuğunu ön koltukta popo üzerinde ön ayakları havada İstanbul’u gezerek keyifle çıkardı.
  

Çalışmaktan zevk alan bir insandı. Dakikasını boş geçirmezdi. Zamanla yarışırdı benim babam.  Beşiktaş ta Taksici kara Emin deseniz herkes tanırdı. Cenazede tanımadığım ne çok adam geldi yanıma Emin amca beni küçüklüğümden tanır diye.. Baş sağlığı dilerken bile hepsinin bana babamla yaşadıkları hikâyeleri anlatmak istediklerini gözlerinde görebiliyordum.


Üst caddemizde meşhur bir pastane vardır. Bir gün Emin amca diye babamı çevirmiş sahibi
“Emin amca baklava götüreceğiz müşteriye bekle arka koltuğa yerleştireyim”Babamın içi tez tabii..Adam arka koltuğa 3 tepsi baklava koymuş sonra kapıyı kapamış dükkândan diğer baklavaları alacak ve bagaja da yerleştirecek. Babam arka kapının kapandığını duyar duymaz hemen harekete geçiyor müşteri bindi diye…
Bayağı bir yol alıyor müşteriden ses yok!.. Önce hal hatır soruyor. Cevap yok!.Dayanamıyor arkadaki baklavalara soruyor
“nereye gidiyoruz efendim?

Henüz baklavalar dile gelmediğinden cevap alamayınca şüpheleniyor.
Bakıyor ki cevap yok aynadan bakıyor arkada kimse yok. Emin olmak için arabayı sağa çekiyor. Arabada müşteri yok. Kendi kendine gülüyor yaptığına ve geri dönüyor pastane dükkanına.. Kapıda pastane sahibi gülme krizi geçirmiş babamı bekliyor. “ah be Emin amca amma hızlısın bekleyemedin benim binmemi burada ne komik şekle düştüm.

Diğer baklava tepsisi ile bir taksinin arkasından koşan bir adam.

Babam diyor ki
“oğlum sen yine baklavalar la koştun.. Ben baklavalarla sohbet ettim” 

Babam seni yolcularken yüzünü açtığımda gülümsemen harikaydı… Seni hep o halinle hatırlayacağım. Senle ilgili hiç keşke yaşamamıştım.  Şimdi tek bir keşke yaşıyorum. Yüzünü ellerini öptüğüm gibi keşke tombik ayaklarının altını da öpseydim.
 Sen ayaklarının altı öpülesi bir baba oldun bize!…  

Babam gülümsemen harikaydı!..

Seni seviyorum!
 

Nihal Yükçü
  Discuss Topic (0) Yorum
 
< Önceki   Sonraki >
Yukarıya