| Her türlü öğretinin kazanılmasında en hızlı yöntem... |
| Yazan İnci İlhan | |
| Salı, 13 Mayıs 2008 | |
|
Kişinin deneyimli bir yönlendiricinin yol göstericiliğinde ,koşullarını sorgulamasına ve kendi çözümlerini üreterek kendini yeniden yapılandırmasına dayanan eylemli bir öğrenme modeli olan koçluk ,aynı zamanda her türlü öğretinin kazanılmasında en hızlı yöntemdir.
Bazı durumlarda sadece belli bir becerinin geliştirilmesini hedeflerken,bazı durumlarda ise kişinin bir geçiş döneminde motivasyon ve verimliliğinin arttırılarak o dönemdeki zorlukları aşmasını hedefleyebilir. Koçluk hedef odaklı bir öğrenme modelidir.Koç her zaman geleceğe odaklanmıştır.. Terminoloji yoksunlukları nedeniyle dilimizde tam karşılığının bulamadığımız için biraz da mecburen “koçluk “ diye adlandırmak zorunda kaldığımız bu kavram henüz çok yeni... Son günlerde yayın organlarında boygösteren bazı kişilerin gerçekten “koç” olup olmadıklarını daha iyi değerlendirebilmek amacıyla koçluk becerilerinin ne olduğuna bir göz atalım. İsterseniz önce koçluğun” ne olmadığından “ başlayalım.Koçluk psikoterapiden farklıdır.Duygusal değişim beklentisi yoktur.Bugünü anlamak için geçmişe bakmaz..Doğrudan doğruya bugüne odaklanır .Bu nedenle koç, terapist değildir.Size paket çözümler sunmaz,size “birşey olmayı” öğretmez.Bu nedenle koç ,danışman da değildir.Konunuzla ilgili derinlemesine bilgi sahibi olması,uzman olması gerekmez,arkadaşlık abilik ilişkisi gerektirmez ,bu nedenle koç mentor da değildir..Koçluk bir eğitim değildir, Çünkü koç bir eğitimci gibi konusunda bilgi sahibi olup öğrencinin sorularını cevaplayarak “öğrenmesini” sağlamaz..Koçluk bir felsefe de değildir.. Peki nedir koçluk? Bir karmaşanın içine düştüğümüzde ya da ulaşmak istediğimiz bir hedefimiz olduğunda dostlar,arkadaşlar,ebeveynler kendi bildiklerinden,tecrübelerinden yol çıkarak bize yol gösterirler.Bu sırada “kendi doğrularını” söylerler..Bizler de bu fikirleri kendi filtrelerimizden geçirir bazılarını kabul eder bazılarını etmeyiz.. Koçluk, dost sohbetlerinden farklı birşeydir..Bir koçla çalışırken sorununuzun çözümünü “ bilmediğinizi değil , düşünmediğinizi” farkedersiniz.Deneyimli bir koç ,bu çalışma sırasında sizi düşünmeye zorlar.. Bu süreci bir anlamda Sokrates’in bilgiyi doğurtma tekniğine benzetebiliriz..Sokrates’e göre “tüm bilgiler insanın kafasında vardır ama üstü örtülü ve uyur haldedir.Eğitimin amacı her insanın kafasında varolan bu bilgilerin üstünü açmak ve uyandırmaktır.Öğrenme sadece soru sorarak yapılmalıdır.verilen cevaplara göre yeniden sorular sorarak,insana,hiç bilmediğini farzettiği bilgiler “öğretilir” . İşte bir koçla çalışırken “Bilmediğinizi sandığınız şeyleri aslında bildiğinizi” farkedersiniz. Bir koç nasıl çalışır? Aslında basit olarak söylemek gerekirse “Ne düşünüyorsanız onu yaşarsınız”...Koçluğun temel işlevi “doğrudan ve farklı bir bakış açısıyla düşündürtmek” tir..Bu nedenle koçlar “cevabı işe yaramayacak sorular “sormazlar..Kişinin birşeyi neden yapamadığı önemli değildir,nasıl yapabileceğine odaklanmak gerekir. Kişiler bir hedefe doğru ilerlerken belli bir gerilim yaşarlar..Rahatlık alanından çıkar,zorlanır,disipline girerler..İhtiyaçları olan en önemli şey motivasyondur..Bu nedenle yapılan geri bildirim çok önemlidir...( özellikle kurumlarda ) 360 derece performans değerlendirme anketlerinde en çok takdir teşekkür eksikliği çıkar..Kişi hedefine ulaşırken adımlar atmalıdır.Atılan adımlar belirlenen stratejilerin eylemleridir.Kişi bu adımları atıp küçük hedefleri gerçekleştirmek için bir takım eylemlerde bulunmalı ve bu küçük hedeflere ulaştığında pozitif geri bildirimlerle desteklenmelidir.Yapılanı görüp onu takdir etmek kişiyi cesaretlendirir.Koçlar bu motivasyonla cesaret verir.Koçlar asla “negatif geri bildirim” vermez. Bir “koç” gibi davranabilmek için.. Dinlemelisiniz:. Karşınızdaki kişi konuşurken sözleri kulağınızdan geçer..Zihninize ulaşır..İşte konuşan kişinin sözlerini “duydunuz”!!...”Ama dinlemediniz.”. Duyduğunuz kelimelerdeki mesajı almak çok daha farklı prosesleri içerir...Duyduğunuz kelimelerden ilk aldığınız mesajı çoğunlukla sizin düşünce ve filtreleme biçiminiz belirler..Oysa koç “daha farklı bir yerden ve farklı bir şekilde bakarak dinlemeli ve söylenenlerin kendisi için ne ifade ettiğini değil...”karşısındaki kişinin “ne demek istediğini duymalıdır, Biz bu duruma bir kişiyi dinerken “tam olarak orada varolmak “ diyoruz.. “Gerçeğin tanımını” yeniden yapmalısınız : Baştan kabul etmelisiniz ki kişisel gerçek, kişiden kişiye değişir Bir koç ” iki gerçek olduğunu” bilir..İlki olaylara dayanan gerçek olup tanımlanabilir bir gerçekliktir. İkinci tür gerçek ise kişisel gerçektir.Bu, kişinin olaylara dayanan gerçeği, nasıl görüp yorumladığı ile ilgilidir.Sadece gerçek olayları değil,aynı zamanda değerler,yargılar ve duyguları da içerir...Bu nedenle sizin için gerçek olan ,bir başkası için gerçek olmayabilir.. Egonuzdan ,bağımlılıklarınızdan ve yargılarınızdan kurtulmalısınız: Egonuz karşınızdaki kişinin sizin ne kadar harika bir koç olduğunuzu söylemesini isterOysa bir başarı varsa bu sizin değil ,karşınızdaki kişinin başarısı olacaktır.Bunu baştan ve tüm kalbinizle kabul etmelisiniz. Karşınızdaki kişinin sizin düşüncelerinizi kabul etmesini ve tavsiyelerinize uymasını istememeli, kişi farklı bir yol izlediğinde duygusal tepki duymamalı ve kendinizi fikirlerinizi söylemek zorunda hissetmemelisinizO takdirde bir koç gibi davranmak yerine tavsiye veren biri gibi davranmış ,karşınızdaki kişiyi sizin olması gerektiğine inandığınız gibi hareket etmeye zorlamış olursunuz . Karşınızdaki kişinin haklı yada haksız olduğu yargısına vardığınızda,kendi değerleriniz ve gündeminizin karşınızdaki kişinin değerlerinin ve gündeminin yerine geçmesine neden olursunuz.Bu tutumunuzla Koçluk yaptığınız kişinin kişisel doğrularını, düşüncelerini ve gündemini sizinkinden daha değersiz bir konuma koyarsınız.. Bu anlattıklarımızdan anlaşılacağı gibi koç,koçluk görüşmeleri sırasında tam anlamıyla “orada olmak “için kendi gereksinimlerini bir tarafa bırakarak,” koçluk yaptığı kişinin, “kalpten dinlendiği ve kendisine saygı duyulduğunu hissedebileceği bir ortam” hazırlamalıdır. Koçluk yolculuğu sırasında tüm önyargılarınızdan arınmanız gerektiği için, çocuğunuz,kardeşiniz,eşiniz gibi önyargısız davranamayacağınız kişilere,..koçluk yapılmaması önerilmektedir. Özetle “koçluk” birçok temel beceriyi kazandıktan sonra uygulanabilir..Tüm önyargılarınızdan arınmış ,tamamen karşınızdaki kişiye odaklanmış ve onun gerçeğini kabul etmiş bir “koç” olmak ve daha sonra da güçlü koçluk becerilerini ( güçlü soru sormak , güçlü gözlemler yapabilmek , güçlü ricalarda bulunmak,plan yapmak,planı uygulamak ya da değiştirebillmek gibi ) uygulayarak kişiyi adım adım hedefe götürmeniz gerekir.. Yazımın başında sözettiğim son günlerde çeşitli yayın organlarında görmeye başladığımız “koç”larla bir yolculuğa çıkmadan önce , yeterli süre ( asgari 100 saat ) eğitim alıp almadıklarını,uluslararası geçerliği olan kabul gören bir kurumdan sertifikaları olup olmadığını ,yeterli sayıda “vaka uygulaması yapıp yapmadıklarını ve “bir kısmını anlatmaya çalıştığım” becerilere sahibolup olmadıklarını mutlaka sorgulamak gerekir. Koçluk tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de herkesin ilgisini çeken bir alan haline geldi.Bireysel gelişim ya da kurumsal değişim hizmetleri veren firmalar ya da kişiler konuyla hiç ilgileri olmadığı ya da bu konuda eğitimleri olmadığı halde hizmet alanlarına “koçluk hizmetleri”ni de eklemekte sakınca görmüyorlar.. Koçluğun nasıl uygulanması gerektiğinin tüm dünyada kabul edilmiş standartları vardır..Koçla çalışmak isteyen kişilerin ve kurumların bu konularda dikkatli ve bilinçli davranmaları Türkiye’de de bu standartların uygulanmasına katkı sağlayacaktır. İnci İlhan |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Arama |
| Bize Ulaşmak İçin |
| Forum |
| Etkili İnsan olmak |
| İletişim Becerileri |
| Yaklaşımı Denetleyebilmek |
| Stres Yönetimi |
| Motivasyon |
| Kişilik Testleri |
| Esra Bulutlar |
| İçimizden Biri Yazdı.. |
| Bilge Hikayeleri & Metaforlar |