|
Cuma, 09 Mayıs 2008 |
Yeni bir günün telaşıyla hareketlenmiş sokaklardan birinde, büzüldüğü kaldırımın köşesinde, mışıl mışıl uyumaktaymış adam.
Bu manzarayı görenler, farklı yargılara varmışlar.
"Bütün gece kumar oynayıp, yorgunluktan sızıp kalmış olmalı. Kumarbazlar böyledir işte," diye düşünmüş birisi.
Diğeriyse, "Zavallı, çok hasta herhalde. Onu uyandırmamalı. Kendine geldiğinde evine gider nasılsa," demiş ve yoluna devam etmiş.
"Şu hale bak!" diye söylenmiş ötekisi, "Pis sokak serserisi, insan müsvettesi! Bedava içki buldun; içip körkütük sarhoş oldun. Şimdi de yolumuzu tıkıyorsun."
Son şahıs ise, saygıyla adamın önünde eğilerek şöyle demiş : "Bir ermiş için Tanrı'dan başka hiçbir şeyin önemi yoktur. Şu anda kim bilir hangi boyutlarda dolaşıyor. Onu rahatsız etmemeli."
Metafizikçilerin önemini anlatmakla bitiremedikleri evrensel bir yasayı işliyor bu Hint hikayesi. İçimizdeki bir şeyleri daimi olarak dışarıya projekte ettiğimizi; yaşamın ekranında ancak kendimizde varolanları görüp, algılayabileceğimizi vurguluyor .
"Yansıtma Yasası".
(0) Yorum |