| Yapamıyorum un Cenaze Töreni |
| Pazartesi, 11 Şubat 2008 | |
|
6 kasım salı sabahı 6 / A sınıfıyla o güne değin okulumuzda hiç yapılmamış olan bir şey yapacaktık. Bir dergide okuduğum başka dilden çevrilmiş bir öyküden esinlenerek, çocuklardan yapmak isteyip de yapamadıkları ne varsa yazmalarını isteyecektim...
Malumunuz, eğitimin merkezinde çocukların özgüven kazanma gerekliliği, çocukların kendilerini iyi hissetmeleri gerekliği, yaşadıkları hayatı önemsemeleri gerekliliği, yapabileceklerinin farkında olmaları gerekliliği vardır. Bu bağlamda çocukların başarı dürtülerini kamçılamak, kendilerine olan güvenlerini elden geldiğince pekiştirmek gerekir düşüncesiyle söz konusu öykümüzden feyzalarak bir temsil gerçekleştirecektik. 6 Kasım gününün üçüncü dersinde, çocuklardan kağıt çıkarmalarını ve bu kağıda yapmak istedikleri ancak yapamadıkları, ne varsa yazmalarını istedim. Yazılanlar bittikten sonra kağıtlarını masada duran kutuya bırakacaklarını söyledim.Yapacağımız bu etkinliği fotoğraflar çekerek ölümsüzleştireceğimizi de sözlerime ekledim.Çocuklarca önce şaşkınlıkla karşılanan bu istek, yaptığım birkaç telkinden ve açıklamadan sonra heyecanla yapılan bir göreve dönüştü.Kağıtlar yavaş yavaş ve yoğun bir şevkle dolduruluyordu.Sıraların arasında gezinerek yazdıklarına göz atıyordum. “Yapamıyorum”lar zaman geçtikçe çoğalıyordu.Herkes bir şeyler karalıyordu. “Yüzmek istiyorum ama yapamıyorum.” “Güzel yazı yazmak istiyorum, yapamıyorum.” “Takdir belgesi almak istiyorum, yapamıyorum.” “Basket potasına üçlük atmak istiyorum ama yapamıyorum.” “Kâğıttan uçak yapmak istiyorum ama yapamıyorum.” “Flüt çalmak istiyorum ama yapamıyorum.” “Almanca konuşmak istiyorum ama yapamıyorum.” “Yapamıyorum”lar böylece sürüp gidiyor, hatta bazı çocuklar öyküdeki gibi, ikinci sayfalarını yazıyorlardı. Etkinliğin son beş dakikasında ben de kendi yapamadıklarımı yazarak öğretmen masası üzerindeki kutuya attım. Çocuklar yavaş yavaş yazdıklarını kutuya bıraktı. Kutu ağzına kadar dolmuştu. Kutunun kapağını kapatıp sıkıca bantladıktan sonra çocuklarla son ders zilinden sonra, bahçede toplanmak üzere sözleştik. Tüm çocuklar merak içinde bu yazdıklarının ve masadaki ağzı kapalı şekerleme kutusunun akıbetini sorguluyorlardı. Okulun son ders zili çaldığında alt kattaki malzeme odasına inerek bir kazma ve kürek temin ettim. Dışarı çıktığımda sözleştiğimiz gibi çocuklar beni bekliyorlardı. Ben önde çocuklar arkamda okul bahçesinin ücra bir köşesine yürüdük. Çocuklara “yapamıyorum”ları buraya gömeceğiz.”dedim. Şaşkınlık ünlemlerinin ve sevinç nidalarının ardından, “yapamıyorum”u toprağa gömme işinin heyecanını avuçlarında yaşamak isteyen çocuklar, kazmaya yöneldiler. Toprağa ilk kazmayı Muhammed vurdu. Muhammed’in ardından Alper , Alper den sonra Fatma… Çocuklar sırasıyla eşelediler toprağı. Gayeme destek olmak maksadıyla “yapamıyorum”un cenaze törenine katılan Yusuf öğretmen ve ben kazma işlemini tamamladık. Kutuyu kazdığımız çukura yerleştirdikten sonra, üzerini toprakla örttük. Artık “yapamıyorum”lar toprak altındaydı. Temsilimize esin kaynağı olan öykümüzdeki meslektaşımızın bundan 27 yıl önce yazdığı ibareler, bu kez bizim “yapamıyorum”un mezarının başına yazıldı. “ YAPAMIYORUM.” HUZUR İÇİNDE YAT ? - 06.10.2007 Sıra, tarafımdan yapılacak olan günün anlam ve önemini belirten konuşmaya gelmişti.“-Sevgili çocuklar, bugün burada toplanmamızın amacı “yapamıyorum”u son yolculuğuna uğurlamaktır. O daha bu sabaha kadar hayatımızdaydı ve hepimizin hayatını etkilemekteydi. Ona evde,okulda,her yerde rastlayabiliyorduk.Ama bugün ona bizden uzak ebedi bir mekan hazırladık.O artık kardeşleri olan “Yapacağım”, “Yapabilirim” ve “Hemen Yapıyorum.” tarafından yaşatılacaktır. Bu kardeşleri henüz onun kadar tanınmamaktadır, ancak sizlerin sayesinde onlar hayatımızın birer parçası olacaklardır. Ve sayenizde bir gün en az onun kadar tanınacaklardır.” Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Yusuf öğretmen sürdürdü. “-Bugün temsili olarak bir şeyi kanıtlamış oluyoruz. Yapamadıklarımız artık yeryüzünde değil toprak altındadır. Yani artık yapamıyorum diye bir şey yok. Kişi isterse ve inanırsa her işin üstesinden gelir ve her şeyi başarabilir.” “Yapamıyorum”un cenaze töreni çocuklara kalıcı bir özgüven aşılama amaçlıydı ve bana göre amacına ulaşmıştı. Sanırım bundan böyle öğrencilerim de, ben de, Yusuf öğretmen de yapamıyorum kelimesini duyduğumuz her yerde bu cenaze törenini hatırlayacağız ve “yapamıyorum”un öldüğünü hatırlayarak kardeşleri olan “Yapacağım”, “Yapabilirim” ve “Hemen Yapıyorum.”la avunacağız ve hatta bu avuntudan kaynaklı mutluluk duyacağız . © Bilal ZEMİN |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Arama |
| Bize Ulaşmak İçin |
| Forum |
| Etkili İnsan olmak |
| İletişim Becerileri |
| Yaklaşımı Denetleyebilmek |
| Stres Yönetimi |
| Motivasyon |
| Kişilik Testleri |
| Esra Bulutlar |
| İçimizden Biri Yazdı.. |
| Bilge Hikayeleri & Metaforlar |