| Sevgili eşim, çözüm sağlıklı iletişim |
| Perşembe, 22 Mayıs 2008 | |
İnsanoğlu doğası gereği geçmişin çok derinlerinden bu yana, bir hayat arkadaşı edinme gereksinimi duymuştur. Evlilik kurumu, yaşıyor olmanın gereği olarak görülmüş ve bütün toplumlarda hak ettiği saygıyı görmüştür.
Toplumların yozlaşma buhranları, insanların artan geçim kaygıları, hızla değişen düşünce yapıları, evliliği ehemmiyeti olmayan bir kurum olarak yansıtmaya çalışmaktaysa da, evlilik asla modası geçmeyecek bir yapı olma özelliğini yitirmeyecektir. Gelgelelim hayatın bu olumlu evresi, özellikle günümüzde kısa bir süre sonra olumsuzluğa dönüşebiliyor. Mutluluk ve sevgi dolu başlayan evlilik kısa bir süre sonra tarafların güç mücadelesine dönüşüyor. Çatışan kişiliklerin acı kalıntısı, bozulan ruh sağlıkları oluyor.
Hiçbirimiz, her şeyi ile dört dörtlük bir hayat arkadaşıyla başlamıyoruz evlilik maratonuna. Zaten bireysel farklılıklar nedeniyle bu olası değil. Nasıl başlarsa öyle gider mantığının evlilikte kesinlikle geçerliliği yoktur. Bilakis evlilik; olumsuz bir başlangıcın olumlu yönde, olumlu bir başlangıcın da olumsuz yönde değişim gösterebileceği uzun bir maratondur. Sağlıklı, huzurlu bir yaşamın teminatı başarılı bir evliliktir. Başarılı kabul edilen evliliklerin ortak özelliği, yapılan fedakârlıkların ve harcanan emeklerin yoğunluğuyla yoğrulmuş olmalarıdır. Başarılı evlilik ve huzurlu yaşam kavramlarını mutluluğun kapısını aralamaya yarayacak bir parola olarak kabul edelim. Parolanın asla unutulmamasını sağlamak için çatışmaları en aza indirmeyi başarabilmeliyiz. Peki, bunun için neler yapabiliriz? Hepimizin beklentileri, ihtiyaçları, sorunları vardır. Çatışmaların doğuşu olarak kabul edebileceğimiz bu konulara değinildiğinde, karşılıklı birer adım atabilmeli ve ortak bir uzlaşı noktası seçebilmeliyiz. Her olgu her olay karşısında olumlu düşünmek önemlidir. Nitekim çoğu eş eve sinirli gelen veya gün boyunca ilgisiz görünen eşini, bu tutumların kendisiyle ilgili olamayabileceği ihtimalini göz ardı ederek, çatışmaya çekebilmekte ve mutlulukları sekteye uğratabilmektedir. Ön yargılardan sıyrılmayı başarmalıyız. Ön yargılar, tutum ve davranışlarımızı yönetebilme yetisine sahiptir. Biz farkında olmadan ön yargılarımızı, bedenimize yansıtırız. Hiç bir şey konuşmadan bile, yaydığımız olumsuz enerjiyle, eşimize; “Bugün seninle çatışmak istiyorum.” mesajını iletebiliriz. Bu nedenle ön kabullerden arınmış, sağlıklı bir iletişim, ana hedef olmalıdır. Herkes her gününün harika geçmesini, her anının mutlu ve keyifli geçmesini ister, ancak bu olası değildir. Eşler arasında oluşan her itilaf, büyük bir savaşa dönmeye hazırdır. Her iki taraf da gücünü kanıtlama çabasındadır, güç kanıtlama çabası sırasında sakinleşmek olanaksızdır. Tarafların farklı düşünebilecekleri taraflarca göz önünde bulundurulmalıdır, zira evlilik mutabakat sanatıdır. Karşılıklı anlayışla düzenli olarak bir araya gelinmeli ve konusu belli toplantılar yapılmalıdır. Ani duyguların getirisiyle sarf edilen cümleler, bazen evlilikler için büyük tehlikeler muhteva eder. Karşılıklı anlayış ve hoşgörü içeren her evlilik kutsaldır. Uzun ve sorunsuz evliliklerin temelinde, saygı temelli hoşgörü ve merhamet vardır. Her ne kadar kadın kadınca, erkek erkekçe düşünüyorsa da ortak bir uzlaşı kültürü edinmek, sağlıklı bir iletişimle zor olmasa gerek. He ne kadar fıkralar işimizin ne denli zor olduğunu anlatıyor olsa da… Öğretmen öğrencilere sorar: “Bilgisayar erkek midir, dişi midir?” Kız öğrenciler: “Bilgisayar erkektir. Çünkü sorunları çözmek için yapılmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü problem çıkararak geçirirler. Daha da önemlisi bir tane aldığınız zaman biraz sabretseydiniz daha gelişmiş modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz ve sık sık kilitlenir.” Erkek öğrenciler: “Bilgisayar dişidir, çünkü onun mantığını yapıcısından başkasının anlaması mümkün değildir. Yaptığınız en ufak hatayı hafızasına kaydeder, unutmaz, tekrar tekrar önümüze koyar. Ayrıca bilgisayar aldıktan sonra asıl parayı aksesuarlarının tuttuğunu görürsünüz.” Kadının biri Maldivlerde bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, kadın lambayı kumların içinden çıkarmış, ovalamış. Lambadan cin çıkmış. Kadın hemen “üç hakkim var değil mi?” diye sormuş. — Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardın vs vs vs.… Ama yüksek enflasyon, iç piyasadaki daralma, üçüncü dünya ülkelerindeki düşük maaş oranları ve Güney Asya'daki Tsunami felaketi yüzünden sadece sana bir dilek hakki verebilirim, demiş. — Evet söyle! Nedir dileğin? Kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak — Orta Doğu’da barış istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyor musun Bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını barisin tesis edilmesini diliyorum. Cin haritaya bakmış ve dehşetle : — Tanrı aşkına Kadın! Bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar. Tamam işimde iyiyim ama o kadar da değil! Bunun yapılabileceğini sanmıyorum. Başka bir dilekte bulun. Kadın birkaç dakika düşünmüş ve — Hayatım boyunca doğru erkeği bulamadım, bilirsin Hem düşünceli hem eğlenceli biri, mutfağı sevecek, ev işlerinde yardım edecek, işinde kaplan, annemin yanında kuzu olacak, sürekli futbol izlemeyecek ve sadık olacak erkek diliyorum, demiş? Cin derin bir iç çekmiş: — Uzat şu kahrolası haritayı. © Bilal ZEMİN (0) Yorum |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Arama |
| Bize Ulaşmak İçin |
| Forum |
| Etkili İnsan olmak |
| İletişim Becerileri |
| Yaklaşımı Denetleyebilmek |
| Stres Yönetimi |
| Motivasyon |
| Kişilik Testleri |
| Esra Bulutlar |
| İçimizden Biri Yazdı.. |
| Bilge Hikayeleri & Metaforlar |