Skip to content

Hayat Bizimdir
Üye Oylama: / 1
ZayıfEn iyi 
Pazartesi, 14 Temmuz 2008
     Sağlıklı ve mutlu bir yaşam, hepimizin ortak temennisidir. Bireysel gelişimin değerini kavramış ve sürekli bir gelişim çabası içinde olanlar için ise, bir temenniden öte, bir yaşam felsefesidir. Bu haftaki yazımız içeriğinde bu ortak temennimizin gerçekleşmesine katkıda bulunacak, kolay ve masrafsız çözümler bulacaksınız. 

 

  İletişim iki yönlü ve karşılıklıdır. Çevremizdeki insanları kategorize ederek iletişim şeklimizi tespite koyuluruz. Ya alıcı konumdayızdır ya da gönderici. Çoğu zaman alıcı konumundaki çevremize gerçek duygu düşüncelerimizi yansıtmayız. Asıl anlatacaklarımızın üzerine gem vurur, gerçek duygularımızı iç dünyamıza hapsederiz. Hapsedilen bu bastırılmış duygular, bel fıtığı, ülser ve gastrit gibi sağlık sorunları olarak karşımıza yeniden çıkabilmekteler, hatta zamanla kansere bile dönüşebilmekteler. Sonucun ürkütücülüğü hesaba katılınca, çözümün basitliği karşısında şaşırıveriyor insan…  Tüm duygu ve düşünceler paylaşılmak için vardır. Karşılıklı konuşma yoluyla, tüm duyguların ifşası bu noktada önemli bir tedavi yoludur. Malumunuz mutluluklar paylaşıldıkça artarken, üzüntüler paylaşıldıkça azalır. 

Son yıllarda stres, çağın gizli ve tehlikeli düşmanı, mücadele edilmesi gereken ciddi bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Amerikalı Psikolog Daniel Goleman, Harvard üniversitesi bünyesinde gerçekleştirdiği bir araştırmasında; stresli insanların sakin insanlara nazaran iki kat daha fazla gribe yakalandığını,  agresif olarak tabir edilen asabi insanların, yaşamları süresince astım, ülser ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskinin üç kat fazla olduğunu,  uyluk kemiği kırılan yaşlı insanların, neşeleri yerinde ise üç kat daha fazla iyileşme imkanına sahip olduklarını, korkuya kapıldıkları anları kabul etmeyen insanların daha fazla kan dolaşımı rahatsızlıklarına yakalandıklarını, hastalıklarını kabul edip problemleri hakkında konuşan kanser hastalarının da, hastalığını itiraf etmeyen ve sorunları hakkında konuşmayanlara nazaran daha çabuk iyileştiklerini belirtiyor.
              

Yaşamın acımasız çetrefilliği, çoğu insanın yaşamını üzgün sürdürmesine neden oluyor. Minik bir gülümseme, içten bir kahkaha, küçük şeylerden mutlu olma gibi unsurlar ise yaşamın akışını kısa zamanda olumlu yönde değiştirebiliyor. Mutlu kişi kendi mutlu olmakla kalmıyor, bu noktada çevresini de besleyebiliyor. Varlığımızın, çevremizdeki insanlar için mutluluk sebebi olması hepimiz için çok hoş bir duygu olsa gerek. 
               

Unutmayalım hayat bizimdir ve değerlidir. Her attığımız adım, her yaptığımız atılım gelecek yaşamlara önemli bir emsaldir. Samimi bir dokunuş, içten gelen bir teşekkür ya da geç kalmamış bir özür için, her zaman uygun an bulabiliriz. Hayatın tüm olumsuzluklarını, inancın ve umudun gücüyle yok edebiliriz. Dünyaya gelmek, nefes alıp verebilmek, bir kapıyı açabilmek, bir çiçeği koklayabilmek, bir yudum su içtikten sonra şükredebilmek… Mutlu olmak için ne denli çok nedenimiz var değil mi?

Esen kalın.  
                

© Bilal ZEMİN 
            

Discuss Topic (0) Yorum
 
< Önceki   Sonraki >
Yukarıya