| Yeniköy'de bir cuma akşamı hayatı geçiştirmek |
| Pazartesi, 14 Nisan 2008 | |
|
Başlıktan da anlaşılacağı üzere ;Canım arkadaşım ve ben bir cuma akşamı bahar delirmiş gibi gelmişken Yeniköy’de oturuyoruz. Gece gece koyu renkli kadife dokulu jazz kadın vokaller çalan , hesabı da yine kadife , kadife devrim misali cüzdanda çığır açan bir küçük mekan. Alıştık işin kötüsü buraya ...
Konuşmayı o kadar seviyoruz ve nedense burası da konuşma keyfimize o kadar müdahale etmiyor ki …. Yeniköy denince sanıldığının aksine deniz kenarından da bahsetmiyoruz , yol kenarı iç taraf. Büyük ferah mı , hayır değil . Pek özel dekorasyon mu havalı malzemeler mi kullanılmış , ı- ııh. Yemek menüsü mü süper , lezzet mi vazgeçilmez , üzgünüm. Şimdi yazarken buldum , evet. Biz de hep aynı şeyleri konuşuyoruz burada canım ciğerimle. Yani tabi olaylar kişiler değişiyor doğrudur ama bizim bir uzun havamız var , senelerdir değişmedi. Sonu bazen eller havaya bazen yine ilkinden beter hüzünlü bir uzun havaya bağlanıyor. O akşam laf lafı açtı yine hatta hiç kapamadı . ‘ Hayatı geçiştirmeye mi çalışacağız ’dedim. Oraya nasıl geldim , uzun şimdi. Vay ne laf ettim böyle de demedim. Canım arkadaşım güldü – öyle büyük kahkahalar atmaz , dozu az etkisi büyüktür gülümsemesinin. Gözleri büyür biraz daha. – O zaman fark ettim ne mühim bir laf ettiğimin. J Bir insanın başına gelecek en feci şeylerden biridir herhalde , hayatı geçiştirmek , bunu bilmek ya da er geç fark etmek . Hemen iyi sebep ve hal makinem çalışmaya başladı , tor tor tor . Sonuç değil , dikkat çekerim . Sebep . Sonuçların sadece benim sebeplerimle şekillenip kendini bulmadığını biliyorum çok şükür . Niye sevdiğimizi çok iyi bilmediğimiz şu restaurantta oturduğumuz sırada Akdeniz’ de bir koyda ayaklarımızı tekneden sallandırarak bira içip , yıldızdan boş yeri gözükmeyen gökyüzüne bakıp çığlık atamadığımız ve o sırada kıyıdaki restaurantlardan kırpışan ışıklarla , türk sanat müziği klasiklerinin süzüle süzüle kulağımıza geldiğini duyamadığımız için mi hayatı geçiştirmiş oluyoruz. Hoh , nefes aldım , uzun bir cümleydi. Bunları ben gecenin sonunda düşündüm , benim koca gözlü canım ikinci uykudadır o sırada. Kiminle paylaştığına bakar hepsi. O kadar . Biz şimdi orada oturup acayip bir şiddetle başka bir ortak anı istiyorsak , yarısı olmuş demektir . Aynı şeylere heyecan duyan ,sevinen birileriyle yaşlanabilmek bir lükstür. Ya hatırlıyor musun geçen sene de burada oturup şunları şunları konuşmuştuk diyebilmek lüksün lüksüdür.:) Tamam , Polyanna ölmedi , bissürü kırıntısından ruhunun birini de bana vermiş Yaradan . Yani ben olacak bile demiyorum, olmuş kadarının zevkini almaktan bahsediyorum . Geçiştirmek bu değil haşa . Tam tersi. Geçiştirmek , olanı olacağı yok saymak , umursamamak en acıklısı farkında bile olmamak . Senelerin eline kırbaç vermek, al beni sen terbiye et , ben beceremiyorum demek .Kırbacın da , acının da farkında olmamak . Artık buradan öteye de köy yok . 10.cuyu Bekir Coşkun’a verdiler . Anlık telaşlara düşüyor insan ne yapalım . O telaşla ömür geçmiyor ama . Acıyı da neşeyi de en ince frekanslarına kadar içinde titreştiren ruhumu daha fazla yormadan diyebilirim ki , hayatı geçiştirmiyoruz canımın içiiii . Ben düşündüm , buldum J Tam aksine o kadar seviyoruz ki yaşamayı , görülmedik gidilmedik bir kuytusunu bırakmak istemiyoruz. Bazen beyin bazen ayakla . Mesela ben şimdiden şu Yeniköy restaurantına bir de yazın delirmiş gibi geldiği bir akşam , dışarıda oturmak üzere gitmeyi planlıyorum . O akşam da kısa bir dünya turuna gidemeyişimizi ve nasıl gidemeyeceğimizi konuşup dertlenmeyi sonra da yok bu iş olmaz deyip açık mor eve dönmeyi düşünüyorum J Bir gün eğer o tura çıkabilirsek , bunda seninle benim kadar bu kendini beğenmiş 25 m2 ’ ninde tuzu olduğunu unutmayız herhalde. (0) Yorum |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Arama |
| Bize Ulaşmak İçin |
| Forum |
| Etkili İnsan olmak |
| İletişim Becerileri |
| Yaklaşımı Denetleyebilmek |
| Stres Yönetimi |
| Motivasyon |
| Kişilik Testleri |
| Esra Bulutlar |
| İçimizden Biri Yazdı.. |
| Bilge Hikayeleri & Metaforlar |