| Vakitlice gidiniz |
| Salı, 07 Ekim 2008 | |
|
İnsanın üzerine sıçrayan, oldukça basit, şekilsiz ithamlar ve hakaretler içeren ayrılıkları düşününce… İnsanlar neden, düzgün gitmeyi beceremiyorlar? Niye bu eylemin, muhatap olunan insana hakaret içermesi gerekiyor?
… Kendinden nefret etmek değil mi biraz da… Kötülemeyi yüksek sesle yaparak, korkusunu bağırarak yenmeye çalışan inkârcı depresifler gibi etrafa kötü kokular salmak…Kavga etmek güzeldir, sınırları güzel çekilirse, sarılma şiddetinde bir ilişki şeklidir. Ama ilişkiyi yaşarken görülen benlik saygısızlıklarının, ilişkinin sonunda çıta üstü kalması elbette zordur.Hâlbuki ne imzalar vardır, sığ bir metni bile sanat eseri yapar. Okumak, dinlemek istersiniz. Ayrılacağınıza göre, belli ki bir şeyler hoşunuza gitmedi, gitmiyor. Başlangıçta, içinizde saklayabildiğiniz bazı güzel duygular gibi, bu nahoş olanları da saklasanız ne olur? Acaba bir savaş meydanı mı orası? Arkada kalan askerin sağ kalmış olma ihtimaline karşı önlem mi, bu geriye bomba atma hali… Medeniyet, sanırım, başlangıçlardan çok, bitişlerde koyuyor kendini ortaya. Güzel bir havadan, “üzücü ama gerçek” durumlardan ve en önemlisi “saygı”dan bahsedilse, ben bilmediğim bir ilişkiye ve insana bile saygı duyabilirim.Çok değerli rock grubumuz Malt’ın, bir şarkısında erdemle ifade ettiği gibi “neden gitmedin vakitlice, neden durdun öylece… Aşkın gözü kör olabilir ama inan bana karnı açtır…” Düzgün gitmeyi beceremeyenler, vakitlice kalkarsa, düzgün gitmiş sayılır. Bir Çehov kahramanı mı ki çoğunluk, güzel bir yemek ve doğru düzgün cümlelerle becerebilsin bunu ve ömür boyunca sevilsinler. Birini kaybettiğinizde, hayatınızın en kayda değer sayfası, onu son gördüğünüzdeki bir güzel bakışı olabilir. (Dua edin de; korkması ve arabayı kestirme yollara sokması olmasın.) Şarkılar da “anı olmak” mevzuna takmıştır. Boşuna da değildir, hayatın toplamı budur. Bir dakika öncesi, “anı”dır. İnsan öyle programlanmıştır ki, unutur. Kötüleri daha çabuk unutur, aksi takdirde yaşayamaz. Dört bir yanı kan revan içinde kıvranırken, gülerek köftesini yiyemez yoksa. Çocuk olsak bu işi şöyle yapardık, anlatayım; bir oyuncağı çok beğendik, istedik. Annemiz babamız alamayacağımızı söyledi. Canımız sıkıldı, aklımız orada kaldı. Ama yok, imkân yok almaya, ya da öyle sanıyoruz. Çalacak kadar cesur veya cahil de değiliz. Neyse, gidip, oyuncağa sahip olmadan oynamayı denedik. (Arkamızı dönüp, oyuncağı unutamadık, biraz da canımız sıkılıyor.) Sahip olmadan oynarken de, o kadar da matah bir şey olmadığını düşünmeye başladık. Durumun sıkıntısından mütevellit esasen… Günler geçti, düşünmeye devam ettik. Evdeki kamyon daha mı iyiydi ne? Ama bir yandan da sinir olduk diğer oyuncağa, nedendir bilinmez. Onun bütün oyuncaklar gibi olmaması bile canımızı sıktı durduk yere. Aslında o da plastik, renkli. Ama neden robot değil. Sonra çocuk iştahımız körlenince, bir çizik attık oyuncağa ya da bir yerini kırdık. Rahatladık ve hatta kamyonumuzun değerini daha çok bilir vaziyette evimize gittik. Böyle anlatınca hiç de güzel olmuyor değil mi? Meraktan karınca yuvasını dağıtmak gibi. Bu ahval ve şerait içinde, insanın kendine yapabileceği büyük iyiliklerden biri, yaşadığı, bitirdiği her şeye sahip çıkmak ve bir durumdan kurtulmak için –affedersiniz şimdi- diğerine “.ok” atmamaktır. Zaten aslında biz böyle kişiler hakkında hiç konuşmayız, hiç konuşmamaya devam ederdik ama hayat böyle, hepimiz kardeşiz. Yanlış ya da basit gözüken bir mutluluk bile kötü sonu hak etmiyor. Zaten, kötü son için, sizin dışınızdaki dünya veriyor kararı, uyguluyor infazı. Demem o ki, hiçbir şey yapamıyorsanız;Vakitlice gidiniz, hatta gidemiyorsanız, kaçınız. Bu bile kötü bir tat ve pis bir duygu bırakmaktan iyidir. Bir bis daha yaparsak;Tibetli rahiplerin izinde olmak iyidir. Anlaşılıp anlaşılmamayı dert etmeyecek hale gelmek iyi değildir ama hiç yoktan iyidir. Aşağılayarak konuşmaya çalışanların karşısında doğulular gibi susmak, eğlenmeyi bilenlerle de batılılar gibi kişnemek hepsinden iyidir. Banu Katipoğlu |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Arama |
| Bize Ulaşmak İçin |
| Forum |
| Etkili İnsan olmak |
| İletişim Becerileri |
| Yaklaşımı Denetleyebilmek |
| Stres Yönetimi |
| Motivasyon |
| Kişilik Testleri |
| Esra Bulutlar |
| İçimizden Biri Yazdı.. |
| Bilge Hikayeleri & Metaforlar |