
14 mayıs 1973 de Sakarya ’da evde doğdum.
Annem hastaneye gitmek istememiş, aslında öğretmendir.
Bir kızım , iki kardeşim var.
İTÜ Mimarlıktan mezun olup , uzun zaman şantiyelerde çalıştım . Halen mimarlık yapıyorum.
Kendim için yazdım gibi görünen bir romanım bir hikaye kitabım var . Ben ozalitçi de çoğalttım .
Yazmayı , okumayı , şarkı söylemeyi , dinlemeyi , dansetmeyi , gülmeyi , güldürmeyi , düşünmeyi severim. B sınıfı ehliyetim var .
|
|
Karadeniz bir an ve bir anı |
Aklıma ilk gelen fotoğraf; dalgalar, başına buyruk azgın acımasız köpüklerini vuruyor.Sakinmiş gibi yapıp ufaktan ufaktan büyüyor..
|
|
Devamı...
|
|
Üç dört sene önce çekirdeğini rasgele fırlattığım erikten yiyorum. O, bahçenin bir kenarında öylece tutmuş, büyümüş. Pembe, baş döndürücü, kokulu sarmaşık güllerin arasında duruyor. Hemen yanı başında bir başka cinsten erik var. O da rastgelenlerden… Onu da ben mi yemiştim, bilmiyorum, önemi yok.
|
|
Devamı...
|
|
Bence çok alakası var. Hatta tezahürat dansı yapan, kaslı kolları ve karnını yaşına inat gözümüze sokan Madonna’nın, -nam-ı diğer Mıdannaaaa- yüzüne sarı kırmızı yakışır. Şu yeni şarkıyı-four minutes to save the world- çıkardığından beri sanki ne bileyim yürüyüşüm değişti.Bir havalandım.Dans ekibinin başıyım.
|
|
Devamı...
|
|
‘En iyisi kanunla bir hüzzam taksimidir’ dedim. Kendime… Aklıma Zülfü Livaneli’ni şarkılarından birindeki kadının hali geldi.O şarkı Nazım Hikmet’in de şiiridir.
Saat dört yoksun.
Saat beş,yok.
Altı yedi ertesi gün
Daha ertesi
Ve belki kimbilir.
..........
|
|
Devamı...
|
|
|
Bu bir filmin ve filmdeki filin adı… Aramızdaki ilişkiye gelince, sahne şu: Yağmurlu bir cumartesi sabahı, beş yaşını doldurmak üzere olup da sinemaya henüz giriş yapmamış bir kız evladı ve onun aklıevvel annesi…
|
|
Devamı...
|
|
|
Aynalıçeşmede bir pazar akşamı hayatı anlamak.. |
|
Aynalı çeşme sokağı… Gitmeye bayılıyorum. ‘Ben bu sokağa girince bu güzel cumbalı apartmanın küçük çatı katına çıkınca nefes alıyorum
|
|
Devamı...
|
|
|
Yeniköy'de bir cuma akşamı hayatı geçiştirmek |
Başlıktan da anlaşılacağı üzere ;Canım arkadaşım ve ben bir cuma akşamı bahar delirmiş gibi gelmişken Yeniköy’de oturuyoruz. Gece gece koyu renkli kadife dokulu jazz kadın vokaller çalan , hesabı da yine kadife , kadife devrim misali cüzdanda çığır açan bir küçük mekan. Alıştık işin kötüsü buraya ...
(0) Yorum |
|
Devamı...
|
|
|
Pazartesi Kararları veKadınları |
|
Pazartesi bugün. Sevilmeyen, geçiştirilen ve tabi ki hep bir şeylerin başlangıcı ilan edilen. Bir araştırma yapılsa – bence gerek yok – zayıflama diyeti başlangıcı olanları sayıca çıldırmıştır.
|
|
Devamı...
|
|
|
Teşekkür ve delinin günlüğü ya da önlüğü |
|
Yeaaahh Banu’nun günlüğü oldu adım. Delinin günlüğü ya da önlüğü de olabilirdi. Bunu düşündüm sonra hemen şunu da düşünebildim ; niye insanlar –benim gördüğüm çoğunluk- ‘delisin sen ’ denmesinden hoşlanır ? Acıklı bir durum , kabul etmek lazım . İçimizden geldiği gibi davranmaya o kadar yabancıyız ki , başına bir zırtlama sıfat bulmak zorundayız. Tamam bir kavram karmaşası yaratmaya çalışmayı bırakıyorum . Deli mi , Banu mu yanılsamaları üzerinden aslında demek istediklerime geçeyim .Derhal.
|
|
Devamı...
|
|
|
<< Baslangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 18 - 26 in 26 |