| Müzikli Masal |
| Salı, 17 Haziran 2008 | |
|
Bir varmış bir yokmuş. Hakikaten de hayatta böyle olurmuş. Bir olurmuş, bir olmazmış. Bunu anlamak için masallardan gerçekten zevk almaya başlamak gerekirmiş. Bu, kimi için 20’sinde mümkün olurken kimi için 40’ında bile mümkün olmazmış.
Tavuklar solucan gibi tam organik gıdalarla beslenirken, çocuklar akşam ezanına kadar sokakta tekerlek çevirirken, evde kek pişerken – kakaolu- , leblebi tozu genzimize kaçarken, annemiz kabamızı çimdikleyebilirken, en az iki, ortalama üç çocuklu aileler yaşarmış dünyamızda. Çocukların isim uzantılarında ‘su’ veya ‘can’ yokmuş henüz.
Hayır hayır dinozorlar da yokmuş tabi, onlar daha eski… Ama sokaklarda kurbağa görme, damlarda birbirine sokulan kumruların seslerini duyma ihtimali varmış. Anneler ıspanak ayıklarken, çocuklar arıları, sinekleri ameliyat edermiş. ‘Sırada ne var’ diyen, diyebilen çocuklar yokmuş daha o zaman… Sıkıysa desin zaten, iş çimdikle kalmaz sırta şaplağa gidermiş. Psikoloji başlı başına bir hastalık ismiymiş. Yani ‘çocuğumun psikolojisi ne olacak pekiiii’ diyen ebeveynler parmakla gösterilirmiş. Esas onlara deli gözüyle bakılırmış. Karşı komşudan her zaman bir şey istenirmiş. Tuz, soğan, davul fırın…Aynı o kitaptaki gibi Enver amcalara gidilirmiş; ‘ bir maniniz yoksa babamlar size gelecekler’ demek için. Genel olarak da kimsenin pek manisi olmazmış.Üç gün sonra havanın nasıl olacağı bilinmezmiş. Üç gün sonra ne olacak bilinmediği gibi…İnsanların başına bir şeyler gelirmiş. Bazen de gelmezmiş.Ah bak, Türk rock müziği grubu ve kişileri de yokmuş o zaman ama inan bana bebeğim bu kötüymüş. Bir varmış, iki yokmuş, üç hiç olmamış, dört hayal bile değilmiş.İşte günümüz masallarına da böyle başlayabiliriz evladım. Kitaplara baksan, hala rapunzel hala pamuk prenses, devler kurt koyun tilki karga… Kafan karışıyor, haklısın çocuğum. Ben bunları okumak istemiyorum sana… La Fontaine bence kesin 30 yaş üstü zaten… Tavuklar suni yemle beslenirken, çocuklar yabancı uyruklu ablalarıyla akşam ezanına kadar paralı kanallarda çizgi film seyrederlermiş. Belediye tasarımı yumuşak zemin parklarında, üst baş fazla kirlenmeden oynarlarmış. Büyükleri de arkadaşlarına ‘aslında kirlenmek güzeldir’ dermiş. Hazır kek ve tatlılar rüşvet olarak sunulurken, leblebi de neymiş. Anneler evlatlarla sizli bizli konuşurken, iki çocuk yapanlara çılgın gözüyle bakılırmış. Zaten suni yem yiyen tavuklardan sebep kadınlar zor çocuk yaparmış. Adamlar çantayı alıp kafa önde 6’da eve yollanır, yollanmayanı ‘çalışıyor’ taklidi yapar, pek tabi tedavi masraflarına para kazanırmış. Çocukların neredeyse yarısı ‘su’ ve ‘can’ ekleriyle çağrılırmış. Psikoloji ve psikiyatristler varmış. Çocuğun ‘aslında ne demek istediğini’ düşünmeyen, tü kakaymış. Karşı komşuyla merhabalaşmamak için kapı deliğinden bakılırmış ki onlar içeri girsin de dışarı çıkılsınmış. Asansör de biraz hızlı çıksınmış. Karşı komşu da niye varmış ki aslında… Enver amca dersen, torunlarını bile sevemiyormuş şimdi, gelini gitmek istemiyormuş onlara… Hala manileri yokmuş oysa…İnsanların başına da sürekli bir şeyler geliyormuş çocuğum. Ama evet iyi haber, Türk rock müziği grup ve kişileri varmış artık ve inan bana bebeğim yine bu masalın en iyi tarafıymış. Evet, bu akşamlık bu kadarmış.İyi uykular bir tanem, pıtırcığım, güllacım… |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Arama |
| Bize Ulaşmak İçin |
| Forum |
| Etkili İnsan olmak |
| İletişim Becerileri |
| Yaklaşımı Denetleyebilmek |
| Stres Yönetimi |
| Motivasyon |
| Kişilik Testleri |
| Esra Bulutlar |
| İçimizden Biri Yazdı.. |
| Bilge Hikayeleri & Metaforlar |