Skip to content

Kendini Sanmayan İnsan
Üye Oylama: / 1
ZayıfEn iyi 
Perşembe, 26 Haziran 2008
Kendimizi sanıyoruz.

Bir kadın düşünün... Şefkatli, sıcak, anaç (yani kolları filan biraz kalın, börek yapabilir ), ‘yemek hazıııır’ diye bağıran, masaya geç kalınca çok da fenalaşmayan... Bir anne bu, anlaşıldı. Evet.
Aynı kadını alın bir şirkete müdür diye koyun. Asık suratlı, soğuk, kolay kızmayan ama kızıncabodrum 033.jpg cehennemin kapılarını açtıran, sabırlı, akıllı hatta yaratıcı...(börekle bağdaşmayan ama kolları kalın yine...)

O kadını alın yine, eski bir arkadaşının yanına koyun. Gülerken ağzındaki yemekleri saçan, şımaran, dünyanın en kötü esprisini yapan ve en kötü esprisine gülen... Eski sevgilisinden bahsederken yanakları kızaran, gözleri parlayan...

Sonra gidin, onun çocuğuna bir kötülük yapın ve seyredin. Uzun olsun olmasın, tırnaklarıyla neleri parçalayabilir, akıl almaz işkence ve entrika da neymiş, buyrun.

O zaman bir de bir adam düşünün... Şefkatli, sıcak, güvenli ( yani omuzları göğsü geniş, dokunabilir ) yorgun olunca surat asan ama sarılınca sarılan... Bir baba bu, anlaşıldı. Aynı adamı alın bir şirkete müdür yapın. Zor beğenen, nemrut ama hakkı veren, zulm etmeyen yalnız yeri gelince kıvrım kıvrım kıvrılan...(o omuzlarla bağdaşmayan) Alın sonra arkadaşının yanına koyun. İçen, bağrınan, önünden geçen bütün kadınları kendisinin sanan, atan tutan... Sonra pısırık pısırık karısının azarını işiten... Çocukları için gücü ne yeterse yapan...

Bu kadın ve adam acaba ne sanıyor kendini... Yaşadıklarından hangisi rol, hangisi gerçek… Yok, işte öyle bir şey... Hepsiyiz. Bu yüzden hata yaptığımız zaman affedilmeyi bekleriz. Bu yüzden karşımızda biri bize ‘neden anlamıyorsuuun’ diye bağırdığında gerçekten anlamıyoruzdur. Daha doğrusu aslında böyle olmalıdır. Bir sürü gerçeğin karışımı yalanlarız çünkü... Dışarı ne kadar süzülerek verilirse bu karışım o kadar daha yalan oluyor.
Ancak biraz genetiğin biraz da aklın sayesinde cesur ve güzel (!) olmayı başaranlar da var. Gerçek olmaktan bahsettiğimiz bir yerde acı olmaz mı? Var tabi, en güzelinden bin kilo...

Yerde debelenip kılıfından kurtulmak isteyen insanlar düşünün, sürreal bir kısa çekim ya da bir resim gibi...( Bir günah gibi... )Yılanlar gibi deri atmaya çalışan... Kansız, kuru ama zor, acılı ve kaşıntılı... Pek tabi omuzlarının üzerinden yerdekilere acıyarak, tiksinti ve biraz da merakla bakarak gelip geçenleri de düşünün. Yerdekiler sanmayanlar, geçenler hep sanacak. Yerdekiler o boğuşmadan sağ çıkmasa bile yaşadığı hayattan başkalarını suçlamadan, ne yaptıysa bunun kendi eseri olduğunu bilerek gidecek ki iyi bir gitmek kötü bir kalmaktan ışın yıllarınca iyidir.

Bu yüzden bozar insanı kalabalıklar... Kalabalıkların içindeki seçilmemiş yalnızlıklar... Kocasına bağıran kadınlar, kendini paralı aşklarla özgür sanan kocalar, okulda gözleri dalan açık kumral bir kız çocuğu, alt çalışanına bağırdıktan sonra odasında yalnız bilgisayar ekranına bakan kişi, gece bardan sarhoş çıkıp taksiye binen kadın... Hepsi sanar. Sanmayanları görürsünüz zaten hemen farkedilir. Çünkü sanmaz ama gidememiştir. Kılıfın kenarını açıp açıp kaçar. Aslında acının çoğunu da o sırada yaşar. Adları delidir, kaçıktır, komiktir, saftır. Kendi oyunlarını oynamadığı, oynayamadığı için insanlar acır bir de onlara... Çünkü hep acı çekmeye mahkûmlardır. Kendilerine yalan söylemek nedir bilmezler, o duyguyu tanımazlar.

Gülmenin de ağlamanın da fazlasını yapabilen, ulu orta sarılabilen, etrafındakileri incitmekten gerçekten korkan, gururu ve sessizliği içindeki kötü duygulara baraj yapmamış gözü temiz bakan insanlar, tutkulu âşıklar, kılıfsızlar... Acıyalım onlara evet...

Onlar hep kendinden af diler, kendine kızar. Biz de acıyalım, cila olsun.

Böyle laflar etmek bana düşmez ama şimdi yeri geldi, mecburum.

Kendinizi sanmayın.

Bırakın, biraz sürünün. Bu ne büyüklenmedir, bu nasıl bir bir iddiadır, karıncayla ya da bir güvercinle değer farkınızın olmadığı bu dünya için...

Ya sürünün ya gerçekten yardım isteyin. İkisi de zordur.

Ya da suya sabuna dokunmadan son nefesi verin o da iyi fikir... Bilmedikten sonra ne olacak, acı yok değil mi, ne kadar güzel...

Çift kılıfla böceklerden korunursunuz, daha sağlam olur.
 
< Önceki   Sonraki >
Yukarıya