Skip to content

Aynalıçeşmede bir pazar akşamı hayatı anlamak..
Üye Oylama: / 7
ZayıfEn iyi 
Yazan Banu Katipoğlu   
Pazartesi, 21 Nisan 2008
Aynalı çeşme sokağı… Gitmeye bayılıyorum. ‘Ben bu sokağa girince bu güzel cumbalı apartmanın küçük çatı katına çıkınca nefes alıyorum
Sample ImageKahvemden bir yudum alıp aynen böyle söyledim.
 
‘İyi de sen Levent’teki eve gelince de böyle söylüyordun’ dedi. Ben de çoğunlukla yaptığım gibi ‘doğru söylüyorsun ’dedim.
Tanışıklığımız 2001 yılının ağustos ayına rastlar. Ehlileştirilmeye çalışılmış ama başarılamamış bir vahşi kedi gibi oturmuştu. İş görüşmesine gelmişti benim bir ay önce girdiğim iş yerine… Şimdi onun ne güzel ne akıllı ne yetenekli olduğunu anlatacak değilim. Eylemler önemli, tarifler onların kölesi olur.
 
Bitpazarına nur yağan kontenjanından bir sokak yeni evinin yeri… Cihangir’den sonra Galata ve civarıyla devam eden furyanın içinde yer alıyor ve ne de güzel oluyor. Zevkle yapılmış ferforje pencere demirlerine, karşı apartmanın balkonunda rengârenk boyanmış saksılara bakıyorum. Ne de güzel yapıyorum. Bu pazar her şey güzel…

Nisanın 20’si, hava kararma saati 8’leri bulmuş, o meşkur yanık yaz kokusu var. Yalnız bir terslik var olmaz mı?
Yolda gelirken dinlediğim şarkı... Radyodan, seçim sayılmaz. Ama takıldım. Kenan Doğulu elbette iyi bir müzisyen, tartışılmaz. Ama bazı sözleri var ki şarkılarının ‘tutamıyorum zamanı ’ gibi muhteşem bir şarkının sözlerinin tesadüf olduğunu düşündürtüyor. Beyefendi ‘UNUTARAK KURTULUYORMUŞ.’ Bir aşk ilişkisi mevcut ya da artık bitmiş. Ona ait anılardan, dengesini bozan mutluluğundan unutarak kurtuluyormuş. Arkadaşıma derhal aktardım sorunumu.

Böyle bir şey var da biz mi bilmedik. Yok, aslında aşırı mantıksız gelse bu kadar takılmazdım. Bugünlerde düşünce sistemimi değiştirmeye takmış olduğum için derinlerde bir yerde ampul yandı.

"Kendimize emir kipinde muamele etsek ve bu işe yarasa" dedim. Örneğin bu aralar vücudumda deney yapıyorum. Hayatımda bir sefer normal kilomun epey üzerinde gezmek, göbeğimi hissetmek istedim. O da misafir olduğunun farkında ebleh ebleh bakıyor sığamadığı tişörtlerimin altından. Şimdilik deney tadında takılıyoruz.
Eeee vücudunla oynuyorsun sıkıyorsa beynine hükmetsene dedim.

Banu ‘unut’ , Banu ‘acımasız ol’ Banu ‘hissetme, mutlu ol ’. Acıkma ,küsme, sırıtma,abartma …
İşte bu düşüncelerimi aktardım.

Beni sadece yedi senedir tanıdığı için değil, tanıdığı için kulak verdi. Tartışmaya başladık. Neticede arkadaşım bunun bir yöntem olabileceğinde karar kıldı. Ben değil Kenan haklı çıktı.

Bu yıkıcı beyin fırtınasından sonra Pink Floyd’dan Alphaville’e, Tolga Futacı’dan,Bergen’e kadar uzanan bir skaladan şarkıları dinledik. O aralıkta hiçbir emir kipine ihtiyaç duymadığımı sonra fark ettim. Sabah 23 Nisan gösterisi yapan çocukların perde açılıp ta şaşkın suratlarını gördüğümde de onlara ihtiyacım yoktu. Gözlerim emirsiz yaşla dolmuştu.

Bu evde geçirdiğim saatlerin hiçbir zaman yetmediğini, o arada da kendime hiçbir konuda emir vermediğimi, meselenin evin yeri değil içindekinin olduğunu yani günlük yekûndan fazlasını anladım. Unutarak kurtulduğu için arkadaşa bozulmadım. Ben Sezen’e döndüm. Ulu kişinin ‘unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir ’ dediğini hatırladım.
Arabama bindim, camı açtım, müziğin sesini dinledim, ne çaldığının önemi yoktu.

Kokularla seslerle, geniş zamanlı hislerle yola çıktım. Aynalı çeşme adına yakışır bir yüzleşmeyle beni yolladı.
 
Kendinle oynamak güzel evet ama deney konusu ruhun değil hayatın kendisi olacak. Önemli olan sayfaları nerede açıp nerede kapadığın… Hatta açıp kapayabilmen…

Daha da önemlisi, ısrarlıyım; nisan olması, mayısın yaklaşması, arkadaşım, beni ona getiren yollar, evler, bu yanık koku, tarçın çayı, bazen saçmalasa da şarkılar…
 
< Önceki   Sonraki >

Danışmanlarımız

Esra Bulutlar
Yukarıya