
14 mayıs 1973 de Sakarya ’da evde doğdum.
Annem hastaneye gitmek istememiş, aslında öğretmendir.
Bir kızım , iki kardeşim var.
İTÜ Mimarlıktan mezun olup , uzun zaman şantiyelerde çalıştım . Halen mimarlık yapıyorum.
Kendim için yazdım gibi görünen bir romanım bir hikaye kitabım var . Ben ozalitçi de çoğalttım .
Yazmayı , okumayı , şarkı söylemeyi , dinlemeyi , dansetmeyi , gülmeyi , güldürmeyi , düşünmeyi severim. B sınıfı ehliyetim var .
|
|
Bayramdan hislenen insanın hisli kuramları |
|
Kendinizi ait hissettiğiniz bir yer var mı? Varsa çok şanslısınız, yoksa ve arayış içindeyseniz de şanslısınız, umudunuz var. Bulup kaybettiyseniz, hatıranın değeri var. Yola çıkın.
|
|
Devamı...
|
|
|
Dün akşam sıradan bir akşam değildi. Kızımı yıkadım, bu sıradandı tabi. Saçlarını tararken, elim makasa gitti. Bukleli saçların bir kolaylığı, siz saçma sapan kesikler de atsanız, onlar istifini, havasını bozmaz. Belki bu bir ruh özelliği de olabilir bu, emin değilim. Hadi açalım mevzunu, madem söyleyecek sözüm var; kin tutmaz, kavga edemezler.
|
|
Devamı...
|
|
|
Sabrı da annemden öğrendim. Eğitimini yıllardır alıyorum da öğrenim ancak hâsıl oldu. Oturup hayata kıllanan bir eylül insanı olarak, yılın dökümünü yapıyorum çaktırmadan.
Denilebilir ki – denmez de hadi benden olsun- “kardeşim, senin annen baban, sana şu hayatta geçen bir değer öğretmedi mi?”
Hayır, öğretmedi. Annem çok geç uyandı, işte o zamanda “geç”ti. Peki, ne oldu?
|
|
Devamı...
|
|
|
Vazgeçilmez olmadığını bilmek |
Daha da ötesi anlamak… Başlığı yazdım ve baktım. Altı doldurulmayacak sözler vardır. Bu da bana öyle geldi. Bazen akıl sır ermeyen geri dönüşler yaşarız. Ben de pek oralı olmasam da bir rivayete göre yolun yarısına geldim. Aslında bazı kabullenmeler veya tersi için -o geri dönüşler için- uygun sulara girdim.
|
|
Devamı...
|
|
Yaşayınca anladım için nazire bu, doğrudur. Çünkü evet suyun iyileştirici gücüne inanan bir Kızılderili oturan boğası kadar beş duyuma bıraktım kendimi… Kokladım, tattım, kızımın başı çenemin altında uyandım her sabah, duydum sessizliğin ne olduğunu ve elbette gördüm.
|
|
Devamı...
|
|
|
Daha cinsiyetimizi bilmediğimiz günlerden başladı. Sus, gülme, bağırma, koşma, dinle, yap, hatta sevme.Böyle yapanların kazanacağı söylendi. Nur içinde yatsın anneannem ‘ ağır ol, ağır taşı kimse kaldıramaz’ kızım derdi de başka bir sürü şey de derdi.
|
|
Devamı...
|
|
|
Eve geldim, Ana Britannica’yı açtım. Bir şeyleri anlatmakta zorlandığımda, çoğunlukla yaptığım bir harekettir. Çoğunlukla da işe yaramaz, bildiğimi okurum. Sezgilerime güvenirim.
|
|
Devamı...
|
|
Kendimizi sanıyoruz.
Bir kadın düşünün... Şefkatli, sıcak, anaç (yani kolları filan biraz kalın, börek yapabilir ), ‘yemek hazıııır’ diye bağıran, masaya geç kalınca çok da fenalaşmayan... Bir anne bu, anlaşıldı. Evet.
|
|
Devamı...
|
|
Bir varmış bir yokmuş. Hakikaten de hayatta böyle olurmuş. Bir olurmuş, bir olmazmış. Bunu anlamak için masallardan gerçekten zevk almaya başlamak gerekirmiş. Bu, kimi için 20’sinde mümkün olurken kimi için 40’ında bile mümkün olmazmış.
|
|
Devamı...
|
|
|
|
<< Baslangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 1 - 17 in 20 |